Fenerbahçe

     Fenerbahçe mi büyük, Galatasaray mı? Fenerbahçe elbette, çünkü ben Fenerbahçeliyim. Saatlerce anlatabilirim Fenerbahçe'nin çok büyük bir takım olduğunu. İşin garibi diğer takımları tutanlar da takımlarının neden en iyi olduğunu saatlerce anlatabilirler. Herkesin bu kadar iyi bildiği ve üzerine bol keseden yorum yaptığı başka bir konu var mı? Bu işten ekmek yiyen biri için elbette üzerine konuşulacak çok şey olabilir futbola dair ama biz taraftarlar için "nasıl koyduk", "biz sizden büyüğüz" vb. diyip birbirimizle uğraşmak yada kendi takımımızdan olanlarla birlik olma duygusunu yaşamak içindir futbol. Neticede ciddi bir mevzu değildir. En azından taraftarlar için böyle olmalıdır. Bazen tartışmalar o kadar uzuyor ki sanırsınız sonunda biri "hasiktir ya, ben niye bu boktan takımı tutmuşum bunca sene" diyecek.. demeyecek elbette.. Dediğim gibi taraftarlara bu işin geyiğini yapmak düşüyor ancak ben naçizane sanki spordan sorumlu bakanmışım yada bir kulübün başkanıymışım gibi şu "neden başarılı olamıyoruz" sorusunun cevabını net olarak ortaya koymak istedim. Görünen köy kılavuz istemese de şurada 3-5 satır yazmamı da hak ediyor..
Teşhis
     Elbette ilk kez benim söyleyeceğim şeyler değil bunlar. Ama televizyonda ishal olmuş ağızlar her bir maç için o kadar çok anlam, sonuç, analiz kusuyorlar ki çok net olan gerçek arada kaynıyor ve gidiyor.. Bu yazıyı yazdım çünkü avrupada milli takım yada takımlar düzeyinde alınan her başarısız sonuçtan sonra aynı şeyleri söylemekten bıktım. Yazayım ve yarın öbür gün yine aynı şeyle karşılaştığımızda bu yazıyı insanlara göstereyim dedim. Durum şu;

  • Türkiye'de futbol izlemek seviliyor. Ancak oynamak sevilmiyor. 
  • Türkiye'de çocuklar bir spor kültürüyle büyümüyor. 
  • Nüfusun yoğun olduğu büyük şehirlerde çocukların düzenli olarak spor yapabileceği alanlar yok.
     Türkiye nüfusunun 1/5'i İstanbul'da yaşıyor. İstanbul'da şehir içinde ulaşım problemleri, tesis azlığı, spora verilen önem.. İmkanı var mı genç yetiştirmemize? Bir şey için çalışırız da olmaz anlarım.. Kimin yarın öbür gün real madrid'de oynayacak Ahmet, Mehmet olduğunu düşünüyoruz? Şehirde bunların yetişmesini sağlayacak yerler var mı? Neden kendimizi kandırıyoruz ve hala 2-3 maçın sonucuyla "en büyük Türkiye" yada "en büyük Fenerbahçe" diye bağırmak istiyoruz?


  • Türkiye'de 225 bin lisanslı futbolcu var. 
  • Almanya'da toplam lisanslı futbolcu sayısı 6.7 milyon
  • Bizimle yaklaşık aynı nüfusa sahip Almanya'daki Türk kökenli futbolcu sayısı bile 250 bin. 
  • 16 milyonluk Hollanda'da 1 milyon lisanslı futbolcu var
  • 8 milyonluk İsviçre ve 9.5 milyonluk İsveç'te 250şer bin lisanslı futbolcu var.
  • 5.5 milyon nüfuslu Danimarka'da 320 bin lisanslı futbolcu bulunuyor.
  • Yüzde 0.29'umuz futbol oynuyor. Bu rakam ile 52 Avrupa ülkesi arasında 49'uncuyuz.
Çözüm
     Liberal bir insanım. Çözümü devletten beklemem. Zaten beklemek de Türkiye gibi bir yerde iyimserlik olur. Halen boş bir arsa varsa bu şehirde devletim onun en iyi AVM olarak halka hizmet sağlayabileceğini düşünüyor. Devlete kalırsa işimiz yaş. Çözüm, halk spor için daha talepkar olmalı ve kulüpler de devleti bu imkanların sağlanması için halkın da desteğiyle zorlamalı ancak neticede yine bu kulüpler altta bahsedeceğim tesisleri yaratmalı.
     Benim tuttuğum takım için, Fenerbahçe için, hep bir hayalim vardı. Büyük spor köyleri olmalı bu ülkede farklı şehirlerde. İlkokula başlayan tüm çocuklara ulaşılmalı. Bu spor köylerinde futbol dışında, okullar için etüdler, sosyal, kültürel faaliyetler olmalı. Yetenekli olanlar zaman içinde burs sağlanarak ayrılmalı ve maddi durumları ne olursa olsun bu köylerde çok iyi bir spor eğitimi almalılar. Okullardan servislerle alınmalı çocuklar ve spor köylerine getirilmeli.  Haftanın 4-5 günü spor köylerinde spor derslerine girmeliler aynı zamanda okulları için etüdlere katılabilmeliler. Akşam yemeklerini orada uygun olarak yemeli ve evlerine öyle dağılmalılar. Benim kulübüm buna önayak olabilsin  ve Türkiye'de sonsuza dek spor kültürünü değiştirebilsin isterim..Neden Fenerbahçeliyimin cevabını verirken her sene 3-5 pahalı yabancı getirip çoluk çocuğu peşine takan değil, kendi semtine, şehrine, ülkesine faydası olan, buralarda bir spor kültürünün oluşmasına kendi çocuklarımızın, yeğenlerimizin, kuzenlerimizin bu sistem içinde Fenerbahçe Evleri'nde hem futbolu, hem kültür-sanatı ve tüm sosyal olanakları birlikte paylaşabildiğimiz ortamlar yaratmasıyla ülkede böyle bir değişime vesile olmasıyla övünmek isterim.      

Öncelikle sevdiğim görüntülerden bir kaçı;










  • Stadtan ilk izlediğim maç:  31.10.1987 FENERBAHÇE: 0 - ANKARAGÜCÜ: 0 (Ankaragücü'nü Fatih Terim çalıştırıyordu, 6 yaşındaydım)
  • En çok stattan maç izlediğim sezon: 1995-96 sezonu Parreira ve Ali Şen'li dönemde Kadıköy'deki tüm lig ve kupa maçları ile İnönü ve asy'deki maçların tamamına gitmiştim. En uzun süre şampiyonluğa hasret kaldığımız 7 yılın sona ermesine tanıklık ettim.
  • En keyifli maçlar: 
    • 8   Eylül 1996        Galatasaray - FENERBAHÇE:  0-4
    • 22 Ekim 1995        FENERBAHÇE - Galatasaray:  3-1    

























     İnsanlar ben demiştim demeye bayılır ya (benim de egolarım fena değildir hani), ben de biraz öyle yapmış olayım ;
     Seneler önce demiştim Taraftar Kart diye bir şey olmalı diye. Fenerbahçe sevdalıları bu kartla kimliklendirilmeli demiştim. Yıl o zaman 2000 falandı, Antu Forum'da uzun uzun yazdığım dönemlerdi. Oldukça ilgi gören bir topic olmuştu ve uzun uzun yorumlar da yapmıştık üzerinden. Seneler sonra taraftar kart gerçek oldu ve şu an herkesin bildiği haline kavuştu. Ancak benim hala hayalimdeki gibi olduğunu söyleyemem. Buraya bunları sıralayacağım, hayallerimi sıralayacağım ve olabilir yada olamaz buna okuyan yetkililer karar versin ama ben-c bunlar Fenerbahçe Taraftar Kart 'ı çok yukarıları taşıyacak tavsiyelerdir eğer uyulursa.
  • Şu anda insanlar kedisine köpeğine bile taraftar kart alabiliyor. Bunu yapanlar elbette iyi niyetli ve amaçları Fenerbahçe'ye para kazandırmak ama buna bir son verilmeli. Ciddiyeti olmalı. TC kimlik no ile eşleştirilmeli taraftar kartlar. Her TC için en fazla bir taraftar kart alınabilmeli.
  • Taraftar Kart 18 yaşından büyükler için kredi kartı yada nakit kart, 18 yaşından küçükler için ise bankaların genç kart özelliğini taşıyor olmalı. En az 3 bankayla çalışılmalı. Paypass özelliğine sahip kartlar olmalılar.
  • Alınan kombineler, biletler ve ürünler o taraftar kart numarasına, o karta, ve o TC numarasına işlenmeli. Bu işlemlerden puan kazanılmalı. Bu puanlarla üyelik yolu açılmalı. Ben peşin


  • Bu mesela tarihi bir karar olur. Bu yapılıyor olsa ben her sene kombine alırdım mesela. Sonuçta o parayı kulübüne vermiş oluyorsun. Bu mesela çok önemli. Kaç liralık kombine alıyorsam ben o paranın %70i kadar kongre olma yolunda para yatırdı olarak hesaplanabileyim ve 10 sene kombine alırsam üstüne de biraz ekleyip toplam gereken ücrete tamamlayıp kongre üyesi olabileyim. 
 yazıya devam edeceğim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder